Olum, ayriliga es....

6/6/2008 -Kategori: Gunden Kalanlar

   Hava bozuktu, yagmur gokte tekmil beklemekteydi. Arada bir hissettiriyordu varligini. Fonda bir huzun melodisi. Bense bir cadir altinda yalnizligimla yasiyordum. Kalabalik bir topluluk icinde insanlarin ayri dunyalari ayni ortamda ayriliyorlardi.Koca bir yalnizlikti hayat ve farkinda degildi zaman...

   Melodi yuregimde depremler yaparken, yalniz kalabaliklarda gozyaslarima hapsediyordum kederimi ve huznumu.Havaya hakim olan kara bir buluktu, kendini farkettiriyordu da, benim huznume neden olan neydi, bilmiyordum.Koca bir bilememezlik icinde bocaliyordum. Dusunuyordum, beynim zonkluyordu, agrilarim sakaklarima variyordu, ben bilmiyordum! Bilmedigim farkina variyordum!

   Yagmur bastiriyordu,  benim de huznum katmerlesiyordu. Hayata dair tek hakikat olumdu, biliyordum. Butun kelimelerimin ve duygularimin dize geldigi kelimeydi olum! Hersey olumle duruyordu, zaman islemiyordu sanki. Yagmur farkettiriyordu, huznum artiyordu. Biliyordum, olum es degerdi ayriliga.Bu yuzden kalakaliyordum belki de.   Gozyaslarimi azad ediyordum yagmurla birlikte. Olume, ayriliga ve huznume....

 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bayram ve cocuk...

22/12/2007 -Kategori: Gunden Kalanlar

Ne zaman yeni bir cift cocuk ayakkabisi gorsem aklima hep cocuklugumdaki bayramlar gelir ve

cocuk olmanin nasil da guzel oldugunun farkina varirim. Buyumek sandigim gibi guzel degilmis aslinda. Buyuyunce bayramlar da bayram olmaktan cikip yuk halini alir oldu. Oysa cocukken iple cekerdik bayram sabahini. Bayramliklarimizi bas ucumuzdan eksik etmez sabahi zor ederdik. Fiyakali ayakkabilarimizi giyer bayram harcliklari alir, oyunlar oynardik yasitlarimizla. Bayram demek yeni elbiseler, bir cift papuc, koparabildigimiz kadar harclik ve seker demekti bizim icin. Cocukken bayrama erismek guzeldi. Keske o cocuk coskusu hala olsa...Ellerimize kinalarimizi yaksak ve yeni bir bayrama eristigimiz icin Rahman'a  sukurlerimizi eksiksiz yapabilsek...

 

 

 

 

 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mavis Bakisli...

20/12/2007 -Kategori: Gunden Kalanlar

 

Kurban bayraminda, kurban olmanin ( etmenin ) bir et yeme eylemi olmadiginin bilincine erisecegimiz bayramlara insaAllah...

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

gel-gitler...4

16/12/2007 -Kategori: Gel-gitler

  Saglam sandigim butun kalelerim birer birer yikiliyordu. Uzun yillar dogruluguna inandigim hersey zelzeleye tutulmuslardi. Gelecege ait duslerim vardi gercege donusturmek inanciyla. Oysa duslerim kabusa donusuyordu. "Yikilma sakin" diyordu ya  sair, sanki inadina yikiliyordum. "Sana durlanmis kelimeler getirecegim" diyordu. Ben yine inadina kirlenmemis kelimeler biriktiriyordum. Kullanmaya kiyamadigim kelimeler biriktiriyordum. Saniyordum ki, yada oyle biliyordum, kirlenmeyen kelimeler daha degerlidir. Oysa kirlenmemis kelimenin  temiz olmanin ne demek oldugunu, durlanmak ihtiyacini bilemiyecegini, bilmiyordum. Surlarim savas halindeyken ben teyakkuzda bekliyordum yikilmak korkusuyla, belki de teslim olmak. Kalelerim bir bir duserken, ben kendime yenik dusuyordum, kendime teslim oluyordum.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yıkılma Sakın / Ismet Ozel

9/12/2007 -Kategori: Siir Kosesi

Yıkılma Sakın

Sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.



Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?


Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşamazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
Boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin boynunu boşuna mı örseledi
varsın zindanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.


Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
bütün devrimcilerin çektikleri
biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıran da bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

Asi...

Bin bir şüphesi olan bin bir delil arası, bana tek delil yeter.

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro